Erlangen | Almanya Gezi Notları

Almanya notlarının sondan bir önceki yazısı, arkadaşım Özgün’ün yaşadığı, en çok zaman geçirdiğimiz, benim en çok benimsediğim Erlangen şehri hakkında. Berlin’de otobüs saatimizi 2-3 dakika farkla kaçırıp, otogardan çok uzaklaşmadan kırmızı ışıkta yakaladığımız otobüsümüze nefes nefese bindik. Yaşadığımız bu aksiyondan sonra hızlı geçen 8 saatten sonra Nürnberg, 20-30 dakika sonra da Erlangen’deydik.

Bütün Almanya şehirleri gibi oldukça temiz ve düzenli olmasıyla beraber 100.000 küsur nüfusuyla da oldukça sakin ve huzurlu bir şehir. Bisikletli insan sayısının en fazla olduğu şehirlerden biriymiş. Kaldırımlarda yürüyen insanlardan çok, her kesimden bisiklet kullanan insanları görünce anladım ben de.

İlk gün Özgün’ün evini bulup dinlendik sadece. Diğer 5 günü gezmeye ayırdık ama havalar yağmurlu olduğu için her gün gezemedik. Diğer gün Özgün ve iş arkadaşı rehberliğinde şehri keşfetmeye başladık. Çok tatlı evlerin, cafelerin yanından geçtik, meydana geldiğimizde Erlangen ve Beşiktaş‘ın kardeş semt olduklarını öğrendik. Erlangen’in başka ülkelerde de kardeş semtleri varmış.

Beşiktaş-Platz

Erlangen BeşiktaşplatzErlangen BeşiktaşplatzKardeş şehirler, ortak yönleri olduğu düşünülen iki şehri temel alarak, uluslararası kültürel kaynaşma fikri ile ortaya çıkmış. Bu anıtın diğer bir tarafında iki tane yarım elma heykeli vardı. Birinin içi boştu, elmanın diğer yarısı Beşiktaş’ta bulunuyormuş. Çok hoş bir ayrıntı.

ErlangenErlangen

Schlossgarten
Erlangen Schlossgarten Erlangen SchlossgartenÇok tatlı evleri ve sokakları geçtikten sonra Schlossgarten‘a geldik. Burası diğer saray bahçeleri gibi yine halka açık, rengarenk çiçeklerle süslü, çok güzel bir yer. İnsanlar piknik ve bahçe partileri yapabiliyormuş burada. Sarı bina, insanların evlendikleri nikah dairesi gibi bir yer. Peyzaj düzenlemesine çok önem verdikleri belli. Bunu şans eseri içine girdiğimiz bitki bahçesinde daha iyi anladım. Bitki bahçesi, yüzlerce çeşit bitkiyi görebileceğiniz büyük bir alan. Bahçenin özel bir ismi var mı bilmiyorum, o an dikkat etmemiştim. O yüzden benim için “bitki bahçesi” olarak kaldı.

IMG_1206

Bergkirchweih

Münih’in Oktoberfest‘i ve  Straubing’in Gäubodenvolksfest‘inden sonra Bavyera eyaletinin en büyük 3. bira festivali Erlangen’de yapılıyor. İsmi de Bergkirchweih. Bu festival Oktoberfest kadar ünlü olmasa da ondan çok daha köklü. 1755’ten beri devam ediyor. Burada “Keller Berg” dedikleri her bira markası kendi mahzenlerinde üretiliyor. 12 gün süren bu festivalde Erlangen’in geleneksel biralarından içmek için yüzlerce insan farklı şehirlerden de geliyorlar.

Erlangen BergkirchweihErlangen BergkirchweihErlangen Bergkirchweih

Steinbach Bräu

Festival yerini gezdikten sonra Erlangen için çok önemli ve ünlü olan Steinbach Brau’ya bira içmeye gittik. Normalde bira, hiç sevmediğim bir tat ama Türkiye’deki biralar bu biraya biraz olsun benzeseydi alkolik olabilirdim galiba… İçtiğimiz en lezzetli, en taze, en güzel bira Steinbach’ta!

Erlangen Steinbach Brau Erlangen Steinbach Brau Erlangen Steinbach Brau Erlangen Steinbach BrauMekanın kendisi bile festival alanı gibi zaten. Ortamını, atmosferini çok beğendim. Bahçe kısmında festival alanında olduğu gibi uzun tahta sehpalardan var. İçeriye girdiğinizde bira yapmak için kullanılan büyük, garip makineleri görüyorsunuz. Bir de alt katı vardı, yağmurlu bir gün olduğu için dışarısı boştu. “Storch” leylek demekmiş. Binanın üstünde leylek besliyorlardı, hatta leylekler 7/24 kamera ile izlenip mekanın ekranlarına yansıtılıyor. Biralarının içerisinde de leyleği beslemek için verdikleri arpadan kullanılıyormuş. Masalarda da bu arpalar kavrulmuş şekilde servis ediliyor. Arpa bile lezzetliydi, birayı anlatamayacağım…

Son günlerimizde hava hep yağmurlu olduğu için gezemedik. Hediyelik eşyalar ve alışveriş için bol bol mağaza gezdik. Biricik alışveriş merkezi Arcaden‘e girip kozmetik ve çikolata alışverişi yaptık. Sokak satıcısından krep aldık, marketleri ve fırınları gezip farklı lezzetler denedik.

IMG_1204IMG_1208Özgün’ün çalıştığı yere gitmek için evden çıktığımızda 5 km yürüyeceğimizi bilmiyorduk… Haritada bile ucunu göremediğimiz bu ormanın içinden de geçtik. Kuş sesleri, sincaplar, her an üstüme böcek saldırısı yaşayacakmış korkusu ile ilerlediğimiz bu orman, resmen huzur kaynağı. Sizden başka kimsenin olmadığını düşündüğünüz bir anda bisikletli biri yanınızdan geçebilir. Yaya olan bizden başka bir insan yoktu. Bu koca ormanın içinden yürürken de, Özgün işteyken Ender ile şehri bir başımıza gezerken de, Erlangen’i yerlisi gibi kaybolmadan gezebildiysek Ender’in telefonundaki muhteşem uygulamaların emeği büyük. En büyük alkışı Citymaps2go alıyor benden.  Hatta Ender şurada yararlandığımız tüm uygulamaları ayrıntılı şekilde yazdı.

İlk başta da dediğim gibi ben Erlangen’i çok benimsedim. Bunda arkadaşım Özgün’ün de çok büyük katkısı oldu. Misafirperverliği ile bizi çok rahat ettirdi, çok güzel ve çok eğlenceli zamanlar geçirdik. Almanya’nın güneyindeki bu küçük kasaba, kesinlikle görülmesi gereken yerlerden.

0
(Visited 155 times, 1 visits today)

1 Comment

  1. Silly Life Of Ekin Temmuz 22, 2015 at 1:38 am

    Çok güzelmiş bayıldım. Ben de kışın yarıyıl tatilinde istiyorum Almanya.

    Reply

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir