Hayatımda En Mutlu Olduğum Anlar

Hafta başında twitter hesabımda ajandamdaki bir listeden bahsetmiştim. Geçen sene hayatımdaki mutlu anları yazmıştım defterime. Bu hafta tekrar okuyunca bloguma yazmaya karar verdim. Biraz eleme ve düzenleme yapıp liste halinde yazıyorum. Bazıları daha öncelerde yazdığım “hafızamdan çıkmayan anılar” tadında, bazıları ise o geçmiş zamana ait tek bir cümle…

10 yıl öncesinde, Özgünlerde ilk yatıya kaldığım gün… Daha doğrusu Özgün’ün teyzesinin Gülek’teki evinde, çatı katında kalıyorduk. Loş ışık ve serin yayla havası filan çok huzurluydu.


Vizeler ve uçak biletleri alınmış, rezervasyonlar yapılmış şekilde sadece Almanya’ya gideceğimiz günü beklediğimiz 2015 Haziran ayı…


Artık gitmesek de çocukluğumda yaz ayları yaylada geçerdi. Yine bir yaz akşamında babamın eve gelmesini bekliyorduk. Babam zili çalınca kardeşlerimle kapıya koştuk. Kapıyı açınca karanlıkta babamı elinde iki küçük oğlak ile gördük. Babam oğlakları resmen kucakladığı için direkt yüz yüze geldiğim şey siyah bir oğlaktı. İlk gördüğümde aşırı derecede korkmuştum. Olayın şokunu atlattıktan sonra yavrucukları sevmeye başladık. İlk evcil hayvanımızdı (evde beslemesek de evcil sayılır bence) ve gerçekten inanılmaz tatlılardı. Biri siyah biri beyazdı. Babamın aklına OĞLAK sahiplenmek nereden esti bilmiyorum ama o yaz ayını çok mutlu ve sevgi dolu geçirmiştim. Bazen aklıma geliyor ve onları çok özlüyorum hala.


Lise sonda hiçbir şey yapmadan “onur belgesi” almıştım. Ben törende bile yoktum o yüzden kardeşim almıştı benim yerime. Eve gelince Miraç ismimi duyunca nasıl şok olduğunu filan anlatmıştı. Mutluluktan ziyade bana komik gelen bir anı. Çünkü gerçekten onur belgesini hak edecek HİÇBİR ŞEY yoktu bana göre. Bana layık görülen bu belgeyi saklamaktan başka çarem yoktu. :’)


Şimdilerde hiç görüşmediğim çocukluk arkadaşım Ekin ile deli gibi paten sürdüğümüz günler…


Üniversiteden kızlarla beraber geçirdiğimiz İzmir tatili. Grup olarak gezmek sıkıntılı bir durummuş gibi düşünürüm ben hep ama birazcık kalabalık olmamıza rağmen hiç zıtlık yaşamadan çok zevkli günler geçirmiştik.


Yine üniversitemizin meşhur orta bahçesinde paten sürdüğüm günler kısa ama çok mutlu olduğum günlerdendi.

O mavi şey benim evet.

METRO! Eskiden babamın ticari müşteri olduğuna dair bir kartı vardı. Bu kart ile Metro’ya alışveriş yapmaya gidiyorduk. Sanırım o zamanlardaki mutluluğum yüzünden market alışverişleri benim için hala bir mutluluk sebebi.


İlk telefonumu aldığım gün… Üstelik ortaokuldaydım ve kendi birikimimle almıştım. Şöyle ki, o zamanlar biriktirdiğim paraları babama veriyordum o da paraları dolara çevirip bana getiriyordu. Dolar biriktirirken hiçbir amacım yoktu sadece hoşuma gittiği için parayı çeviriyordum. Sonra bir anda annemle babamın Amerika’ya gitme işi çıktı. Tabi ben 12-13 yaşında bir çocuktum, kardeşlerimin biri bebekti kimsede bana şunu alın, bunu getirin aklı yoktu. Ben biraz daha büyük olduğum için biriktirdiğim parayı verip bana telefon alın demeyi akıl etmişim. Amerika’dan kardeşlerime gelen şeyler ise oyuncaktı.  Şimdi gidecek olsalar neler isterdik neler…


Yakın geçmişte anneannemlerin köy evinin terasında bir akşam hep birlikte ( ben, annem, anneannem, kardeşlerim ve küçük teyzem)  uzanıp yıldızları izlemiştik. Serin bir yaz akşamıydı ve elektrikler kesik olduğu için terasta oturalım diye düşündük. Gökyüzü o kadar açıktı ki yıldızlar çok yakınmış gibi görünüyordu. Gökyüzünü izleyip yıldızlar hakkında konuşuyorduk. Herkes çok mutluydu. O kadar net şekilde yıldızları görme imkanımız olmadı bir daha. 


Pinterest’ta makyaj ile ilgili oluşturduğum bir pano var. Rıfat Yüzüak o panomu takibe almıştı! Küçük bir şey ama hem çok şaşırmış hem de mutlu olmuştum.


Helin ile birlikte gidip aydınlandığımız “YTÜ Çarşamba Sinemaları” günleri…


Deniz tatilleri her zaman tüm yıl boyunca beklenen, yılın en güzel zaman dilimi olur. Kumlar da üstümüzden tüm kötü enerjileri çekerek bizi daha çok rahatlatır. Fakat ben genel olarak karamsar bir insan olduğum için her dönem kafama takacak bir sorun bulurum. Ders, arkadaş ya da kendimle ilgili herhangi bir şey olabilir bu. Bir kaç yıl önceki (ya 2012 ya da 2013 yılı) deniz tatilinde hiç bir derdim yoktu! Kendi kendime sordum hatta “Büşra, bu sene canını sıkan bir şey vardır mutlaka?” diye zorladım ama gerçekten hiçbir şey yoktu! Derdim tasam olmadan en huzurlu deniz tatilimi geçirdim. 


Geçmişe gideceğim son kez. Babamın işi için ailecek Antalya/ Belek’e gitmiştik. Babam iş için gitmişti ama bizim için hala gülerek hatırladığımız güzel bir tatil oldu. Yine küçüğüm, küçüğüz. Yıl olarak hatırlamıyorum ama 7-8 yaşındaydım ben, kardeşlerim benden de küçükler haliyle . İlk kez açık büfe deneyimi yaşıyorduk ve ben bu yaşıma kadar öyle bir açık büfe görmedim henüz. Kardeşlerimle beraber çıldırmıştık tabi. 😀 Bu çıldırma, yeme-içme ve gezme zamanları mutlu olduğum anlardı. Bir de yemek saatinde Japon mu Çinli mi bilmediğim çekik gözlü bir amcadan makarna almıştım ben. Sonra kardeşlerime, yine kendime alma bahanesiyle bir kaç kez daha yanına gittim. Bana, gülünce daha da küçülen gözleri ve şirin aksanıyla söylediğini asla unutamıyorum: ” Sen makarna seviyor xd ”


Ender ile birlikte geç saati, yol mesafesini, yağmuru kışı önemsemeden yoğurt yemek için Kanlıca’ya gittiğimiz gün…


Üniversitede son yılımda, güz döneminde okul havuzuna kayıt olmuştum. Yurt da okulun içinde olduğu için 5 dakikalık bir mesafedeydi. Ben de herkes uyurken kalkıp sabahın en erken saatinde havuza gidiyordum. Tek başıma yüzüyordum bazen 1-2 kişi oluyordu. O saatlerdeki zihinsel ve ruhsal dinginliğimi asla tarif edemem sanırım. Kış olduğu için de su ve odalar sıcacık oluyordu. En sevdiğim! 


İşte benim mutlu anılarımdan bazıları böyleydi. Çok kişisel, açıklaması uzun, alakasız şeyleri yazmadım. Yazdıkça başka güzel anılar da geliyor insanın aklına. Hem defterime hem de buraya bakınca mutlu olacağım kesin. Yukarıda büyük harflerle oğlak yazıp subliminal mesaj vermiş olduğum doğum günüm adına bugün böyle saf mutluluk içeren bir yazı paylaştım.

2
(Visited 105 times, 1 visits today)

16 Comments

  1. Ender Aralık 25, 2016 at 3:04 pm

    Çok keyifli bir yazı olmuş ve Oğlaklar iyi ki doğmuş 🙂

    Reply
  2. Şeyma Mektepli Aralık 25, 2016 at 8:59 pm

    Okurken nasil mutlu oldum, anlatamam. Tatli tatli gulumsettin… Gecen gun tweetini gorunce yaziyi cok merak etmistim. Bu kadar icten hissettirecegi aklima gelmezdi. Okurken biraz da huzunlendim nedense, biraz melankolik bir havada olsam aglayabilirdim heralde 🙂 Umarim cok daha guzel anilarin olur, bir sene sonra daha da dolu daha da mutlu bir yazi yazarsin. Yeni yasin kutlu olsun, seviliyorsun! :*

    Reply
    1. busrakkus Aralık 27, 2016 at 8:49 am

      Benim de yazarken hüzünlendiğim yerler oldu. Çünkü çok özlediğim ve tekrar yaşayamayacağım zamanlar var. 🙂
      Çok teşekkür ediyorum Şeyma, sen de seviliyorsun. ♥

      Reply
  3. Ruhsuz Atmaca Aralık 25, 2016 at 10:07 pm

    Vay vay ben bu mutluluk anlarını kendimde düşüneyim dedim sonra olmayan şeyi zorlamamak gerek deyip bıraktım. Mutluluk varsa ömründe bu yaşında da çoğalması, artması, sel olması temennisiyle… 🙂

    Reply
    1. busrakkus Aralık 27, 2016 at 8:52 am

      Olmayan?? Görmek istersen mutlaka bir yerlerde vardır bence…
      Umarım senin de “olmayan” mutlulukların artar ve sel olur, teşekkür ederimm. ♥

      Reply
  4. Kağıt Kalem | Çağrı Konyalı Aralık 25, 2016 at 11:10 pm

    Okuması keyifli bir yazı oldu. Daha doğru içten ve samimi notlar. Bu tarz notlar okumaktan keyif alıyorum sanırım. Bu da Haşmet Babaoğlu’nun Pazar Notları’ndan geliyor olmalı bana. Daha da mutlu anıların bol olması dileğiyle… 🙂

    Reply
    1. busrakkus Aralık 27, 2016 at 8:53 am

      Çok teşekkür ederim Çağrı!
      Bahsettiğin Pazar Notları’nı da senin sayende okuyorum bazen. 🙂

      Reply
  5. Yeşim Berrak Aralık 26, 2016 at 11:07 am

    Sabahları havuza gitmişliğim hiç yok ama bu anın bana bir şeyi anımsatıyor. Neyi olduğunu bulamadım ama tanıdık, benzer bir duygu. Defterler dolusu böyle mutlu anıların olsun Büşra nice mutlu yaşlara!

    Reply
    1. busrakkus Aralık 27, 2016 at 8:55 am

      Yeşimm bu tatlı dileğin için çook teşekkür ederim. ♥

      Reply
  6. umut Ocak 3, 2017 at 8:42 am

    hep mutlu olman dileğiyle

    Reply
    1. busrakkus Ocak 3, 2017 at 9:54 am

      Çok teşekkürler! Ve hepimizin mutlu olması dileğiyle. ^^

      Reply
    1. busrakkus Ocak 4, 2017 at 10:54 am

      Çok mutlu oldum! Çok tatlısın. :*

      Reply
  7. Seda Akpınar Ocak 4, 2017 at 12:01 pm

    Sene 2006ydi sanirim orta 3. Sinifiz o zaman. Cok populer olmasakta gladyator kizlar olarak bir BSB grubumuz vardi bilmem hatirlarmisin. Sabahlari bulusur bizim evin yanindaki marketten damak cikolatalarimizi almayi busra alistirmisti bize oysa ki 🙂 e aldigimiz kilolardan bizim sorumlu olmamiz ne kadar adildi o zaman 🙂 sonrasinda Bizim pastaneden aldigimiz simsicak poacalarin tadini,birlikte paralarimizi biriktirip kose baslarinda yedigimiz bici bicileri,soyledigimiz ceza sarkilarini, sohbetlerimizi, gercek dostlugumuzu bende o kadar sene gecmesine ragmen kimseden alamadim… Gecirdigimiz anlari oyle ozledim ki… Simdi herbirimiz baska yerde olsa da özledim.Tesadufen belki suan su sayfani okumasam bu icimdekileri bile aktaramiycaktim belki. Benim hayatimda en mutlu oldugum anlardan biriside bunlar. Belki iclerinden birkacinin da seni mutlu ettigi anlar vardir. Ki o bici bicinin tadini unuttugunu hic sanmiyorum 🙂 cunku ben hala ne o yapani ne de o yapan gibi birini bulabildim. Özlendin cocukluk arkadasim.

    Sevgiler ✨

    Reply
    1. busrakkus Ocak 4, 2017 at 1:43 pm

      Yaaa şimdi hatırladım o günleri, çok güzeldi!
      Okulun çevresinde el arabasında bici bici satan amcaydı değil mi? İnan ben de öyle iyi yapan birini görmedim henüz.
      Ne güzel oldu bunları hatırlatman! Çok öpüyorum. :*

      Reply

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir