Dinle, Oku, İzle #14

Bu yazıyı uzun süredir bekletiyordum çünkü son zamanlarda izlediğim filmlerden bu listeye dahil olacak bir film çıkmamıştı. O filmi dün akşam bulunca bugün hemen yazmaya başladım.

♫Dinle: Farazi v Kayra

Bir önceki yazıda olduğu gibi yine rap müzikten gidiyoruz ama bu seferki çok ayrı. Severek dinlememin yanı sıra bende manevi bir değeri var artık. Farazi v Kayra ile geçen sene tam bu zamanlarda tanışmıştım. Türkçe rap konusunda hiç yeniliklere açık olmayan, bıkmadan aynı parçaları dinleyen bir insan olmama rağmen çok etkilenerek dinledim. Herkesten uzakta, en yalnız kaldığım bir zamanda -hiç abartmıyorum- sabah akşam tekrar tekrar şarkılarını dinledim. Bir kokuyu ilk kez kimde duyduysanız o kokuyu alınca aklınıza sürekli aynı kişinin gelmesi gibi Kayra’yı her dinlediğimde, o dönemleri aynen yaşıyorum. Müziklerini, beatlerini, Kayra’nın hikayelerini, Farazi’nin ses tonunu çok ama çok seviyorum. Her dinlediğimde beni etkileyen ver her zaman dinlemeye devam edeceğim, saygı duyduğum sanatçılardan oldu. Hayatta hep karşı karşıya geldiğimiz ama farkında olmadığımız kısımları bize hatırlatıyor gibi…

Şarkılarını paylaştığımda beğenmeyenler de oldu ama dediğim gibi bende yeri çok ayrı, 1. yılımızı doldurmuşken paylaşmazsam olmazdı  Spotify’da her şarkıları yok o yüzden Youtube’dan ekliyorum – ilk şarkı en favorim olan- :

Mevsim Olmayan Mekanlar V: Unutulanlar

Alt Geçit

Mesela Yani 


☼Oku: Umberto Eco – Gülün Adı

Gülün Adı, yıllardır kitaplığımda okunmayı bekledi. Hep boş bir zihinle okumak için doğru zamanı bekledim ve hep çok merak ettim. Sonunda okumaya başladım ama hiçbir kitap elimde bu kadar sürünmedi açıkçası. Evet kalın ve zor bir kitap ama benim kendimi verememem yüzünden de bitirmem geç oldu. Neyse, kitaba gelecek olursak; Bologna Üniversitesi’nde profesör olan Umberto Eco‘nun ilk ve büyük başarı getiren romanı… Kitapta, Orta Çağ zamanı, bir manastırda işlenen cinayeti çözmek için manastıra gelen William ve Adso’nun 7 günlük hikayesini okuyoruz. Çok başarılı bir polisiye roman olmasının yanı sıra Orta Çağ İtalya’sının siyasi ve dini yapısı, Hristiyan kültürü ve mezhepleri hakkında da ayrıntılı bilgiler veriyor. O kadar ayrıntılı bilgiler veriyor ki okumayı zorlaştıran etkilerden biri bu sanırım. Gerçekten sayfaları çevirdikçe bilgiler şelale oluyor, bazen upuzun latince cümleleri okuyorsunuz bazen kısa bir cümleyi anlamak için uzun uzun düşünüyorsunuz. Çevirmenin bile müdahale edemediği, Latince haliyle bıraktığı cümleler var bir de. Eğer bir süre bu zorluğun sizi yenmesine izin vermezseniz, Orta Çağ’da yolculuk etmiş ve gerçekten mükemmel bir kurgu okumuş oluyorsunuz. Kitabın en sonunda Umberto Eco’nun kitap hakkında açıklamalar yaptığı bir bölüm var. Burada kitabın ismi neden Gülün Adı, nasıl bir yazma sürecinden geçti gibi noktaların yanı sıra zor okunmasına da değiniyor. Aynen şöyle yazmış;

“Uzun öğretici parçaların bir başka nedeni vardı. Elyazmasını okuduktan sonra, yayınevindeki arkadaşlar çok zorlayıcı ve usanç verici bulduklarını ilk yüz sayfayı kısaltmamı öğütlediler. Hiç kuşkunuz olmasın, reddettim; çünkü, diye öne sürüyordum, bir insan manastıra girip orada yedi gün yaşamak istiyorsa, onun ritmini kabul etmek zorundadır. Bunu başaramazsa, kitabın bütününü okumayı da hiçbir zaman başaramayacaktır. Bu nedenle, ilk yüz sayfanın bir kefaret ve başlangıç işlevi vardır; her kim bundan hoşlanmazsa kendi bilir, tepenin eteklerinde kalır. “

Çok etkilenmiştim ve iyi ki zor da olsa o 100-200 sayfayı okumuş ve devam etmişim dedim. Okuduktan sonra çok şey katıyor. Benim en sevdiğim kısımlar, zekasına ve bilgisine hayran bırakan William ile temiz düşünceli Adso arasında geçen konuşmalar oldu. Kitabı okumadan önce her şeyiyle beni kendine çekip merak uyandırıyordu ama gerçek değerini bitince anladım. O yüzden daha fazla uzatmayıp alıntılarla bitiriyorum:

“Sevginin nedeninin iyilik olduğunu ve iyi olan şeyin bilgiyle tanımlanabileceğini ve insanın ancak iyi olduğunu öğrendiği şeyi sevebileceğini biliyorum şimdi…”

“Gerçek sevgi, sevilenin iyiliğini ister”

“Eski bir atasözünün dediği gibi, tüy kalemi üç parmak tutar, ama tüm beden çalışır. Ve ağrır.”

“Kötülüğün nerede yattığını ve nasıl göründüğünü bilmeliyim; bir gün onu tanıyabilmek ve başkalarına da onu tanımayı öğretebilmek için.”


►İzle: Ali: Korku Ruhu Kemirir 

 

Son zamanlarda Alman sinemasına yoğunlaşmış haldeyim. Orjinal adı Angst Essen Seele Auf olan 1974 yapımı bu filmin yönetmeni ve senaristi  Alman sinemasının en başarılı yönetmenlerinden biri olan Rainer Werner Fassbinder. Neredeyse bütün filmlerini izleme listeme ekledim ve Korku Ruhu Kemirir ilk filmim oldu bu listeden. Film kısaca; Almanya’da işçi olarak çalışan Fas göçmeni Ali ile kendisinden yaşça büyük, yalnız yaşayan, gençliğinde Hitler’in partisine üye olan Emmi’nin ilginç aşkını anlatıyor. O kadar alışılmışın dışında ki izlerken çok garip geliyor ilk başta. Filmde de aynı durum var. Ali, Emmi hariç herkes bu ilişkiye tepki gösteriyor, her şekilde rencide etmeye çalışıyorlar. Film ilerleyince Ali ve Emmi’nin aşkını benimsemiş, hatta kendinizi onların yerine koyup diğer insanlardan soğumuş oluyorsunuz. 90 dakikalık kısacık film içinde ırkçılık, aşk, gerilim, dram ve insanların kendi çıkarlarının kölesi olması gibi bir sürü durum barındırıyor. Az önce aşklarını garipseyip daha sonra benimsiyorsunuz dediğim gibi ilk önce karakterlerin aşırı yalın tavırları gerçek dışı gibi geliyor ama filmin sonunda sizi kendilerine inandırmış oluyorlar. Tam anlatabildim mi bilmiyorum. İçinde birçok karmaşık duygu, derin mesajlar ve diyaloglar barındıran çok sıcak bir film. Fassbinder’in diğer bütün filmlerini bir an önce izleyip onu daha yakından tanıma ihtiyacı hissettirdi. Yönetmenin kendisini de filmde Emmi’nin damadı olarak görebilirsiniz.

Beni etkileyenlerle dolu bir yazı oldu, umarım beğenirsiniz. Sevgi!


Sosyal Medyada Ben

   

1
(Visited 242 times, 1 visits today)

13 Comments

  1. yeşimberrak Temmuz 16, 2017 at 8:49 pm

    Film ve yönetmeni ilgimi çekti, teşekkürler <3

    Reply
    1. busrakkus Temmuz 18, 2017 at 8:39 am

      Ben teşekkür ederim! <3

      Reply
  2. Sibelynka Temmuz 16, 2017 at 11:53 pm

    Seviyorum böyle toplu yazıları 🙂
    Alman sinemasını pek takip eden biri değilim ama bahsettiğin filmin konusu güzel geldi.

    Teşekkürler, sevgiler

    Reply
    1. busrakkus Temmuz 18, 2017 at 8:40 am

      Açıkçası ben de senin gibiyim ama bu yönetmene mutlaka bak derim. Alman sinemasının en iyilerindenmiş, seveceğini düşünüyorum. 🙂

      Reply
  3. Kağıt Kalem Temmuz 17, 2017 at 6:48 pm

    İlk kısımda açıp dinlemeye başladım tavsiye müzikleri. Dinleyerek okumaya da devam ettim. Kitap ilgimi çekti ve notlarım arasına alıyorum. Zamanı geldiğinde kütüphaneme katmayı düşünüyorum. Merak ediyorum.

    Reply
    1. busrakkus Temmuz 18, 2017 at 8:46 am

      Yorumun için teşekkür ederim, kitabı umarım beğenirsin!

      Reply
  4. Ruhsuz Atmaca Temmuz 17, 2017 at 7:18 pm

    Bu ara tez yazımından dolayı film işleri yalan oldu, kaç aydır izlemiyorum. Alman filmlerinden Berlin Kanatlarımın Altında var bak fırsatın olursa izle. Rap dedin Cezanı-Sus Pus ta süper olmuş. 😀

    Reply
    1. busrakkus Temmuz 18, 2017 at 8:48 am

      Berlin Kanatlarımın Altında filmini izlemiştim ve çok beğenmiştim. Başka tavsiye edeceğin filmler varsa mutlaka bekliyorum. ^^

      Reply
  5. TEMBEL PRENSES BLOG Temmuz 21, 2017 at 10:15 pm

    Faydalı bilgileriniz için teşekkürler 😀 Bende en son Maymunlar cehennemi 3ü izledim :))

    Reply
  6. Hasibe Cengiz Temmuz 27, 2017 at 8:28 pm

    Umberto Eco’nun meşhur eserini ben de uzun zamandır okumak istiyorum, bu yazıda bu kadar geniş yer vermenize sevindim, böylece harika fikirler edinmiş oldum. Harika bir yazı yine, teşekkürler 🙂

    Reply
  7. minimalbakim Temmuz 31, 2017 at 5:34 pm

    Ne güzel bir yazısı serisi bu, iyi ki yorum attınız bloga sizi bu sayede keşfetmiş oldumm 🙂

    Reply
  8. yesimlehertelden Ağustos 4, 2017 at 3:55 pm

    Açıkçası bahsettiklerini ilk kez burada sayende öğrenmiş oldum..Benim için de yeni bilgiler oldu bunlar..

    Reply

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir